HER GÜN ÖLÜYOR YAŞAYAN ŞAHİTLİK

Her gün ölüyor yaşayan şahitlik... Selam ile. Geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden bir haber ilişti gözüme. İntihar eden bir adam hakkında. Açıkçası üzüldüm. Ölüm uzaktan biri ile ilgili de olsa etkiliyor insanı. Zira her birimizin hisleri var. Haberin detaylarına baktım. Bir iki farklı bilgi olsa da netice belirgin. Geçim sıkıntısı, çevreye yönelik artan borçlar ve bunlara ek sayılabilecek benzer sebepler.

Aklıma ilk gelen acaba oturduğum yerde ihtiyaç sahibi olan birileri var mı? Oldu. Yani haberdar olmam gerekir mi? Diye sordum kendime. Bu haber benden çok uzakta değil de yanı başımda bir evde yaşanıp kulağıma ilişseydi ne hissederdim diye düşünmeye çalıştım. Sanırım farklı soruları da eklerdim aklımın bir ucuna. Belki kapı kapı gezmek değil elbette icap olduysa buda yapılır ancak en azından gözlemlemek ile ilgili ciddi bir sorumluluğum var diye düşündüm bir süre. Yanından geçip gittiği insanların hali yüz ifadesi. Bir şeyler anlatır mı bana? Belki anlatır belki anlatmaz. Ancak benim üzerime düşen anlatacağı durumları kaçırmamak olmalı diye de uzattım düşüncelerimi. En azından gördüğüme duyduğuma hissizleşmemem gerektiği aşikar.

Buraya kadar şükür düşündürene ancak bunun ötesinde başka bir şeyde dikkatimden kaçmadı. Bu habere dair insanların yapmış oldukları yorumlar. Yani ne söylesem nasıl ifade etsem? Yorumların % 80 i devlet ile iktidar ile sistem ile ilgili.

Her gün ölüyor yaşayan şahitlik... Ben iktidarcı yada devletçi biri değilim. Devlet ilgilenmesin insanlara ulaşmasın da demiyorum ancak insanların bu yaklaşımına söyleyecek bir iki sözüm var elbette.

Diyorum ki Haşa devleti Allah zannediyorsunuz. Devlet her şeyi görmez. Her şeyi duymaz. Her şeye yetişemez. Hele hele ki böylesi bir sistemle bu asla mümkün olmaz. Ne kadar iyi organize olursa olsun Allah’a dair bilinci korkusu olmayan kişilerin yaptığı organizasyonlar eninde sonunda kendi bencil hırslarına yada arzularına yenik düşecektir. Yani ‘’banane’’ noktasına varması an meselesidir.

Ama yine diyorum ki Allah sizleri görür işitir hisseder kılmış. Kendimize sormamız gerekmez mi? Duyduğumuzla ne haldeyiz ya da gördüğümüzle? Hissedebiliyor muyuz? Olan biteni kendimizden uzaklaştırarak mı iyi insanlar olmayı hak edeceğiz? Ölen arkadaşın arkadaşları açıklama yapmış. Borçları vardı epey sıkıntılar çekmekte idi. Yahu geç kardeşim. Olayın sebebini geç kendi sebebine bak. Deki ulaşamadık uzanamadık. Ölecek olanı kurtarmak değil anlatmaya çalıştığım ancak şahitliğimizin geldiği noktayı görmek gerekir artık.

Her gün ölüyor yaşayan şahitlik... Yüzlerce twit atılmış gidip okuyun. Bir önce ki gün Survivor etiketine yorum yazmış kendince eğlenmiş adamda orada yazmakta… Ya da bir iki saat önce tv de takip ettiği dizinin iki oyuncusu üzerinden ‘’ayy bunlar çok tatlı yaa’’ diyeni de orada yazmakta. Görmüyor duymuyorsunuz! Çünkü görmeyi duymayı hissedebilmeyi hak edecek bir gündeminiz derdiniz yok. Akıp giden zamanın içinde oyalanmaktan başka bir şey kalmıyor elinizde. Bu sarhoş edici, bu kimliğinizi yerle bir edici, bu sizi sizden alıp körleştirici gündemlerin peşinde yaşarken, asıl görmeniz gerekenleri görebilmeniz şimdiye kadar mümkün olmadı şimdiden sonrada mümkün olmayacak.

Yok mu bir telafisi?

Elbette var. Şimdi şuan da varlığınızı değerli kılacak olan tek kapıyı çalmak. İsa peygamberimin dediği gibi ‘’arayın bulacaksınız’’. Yani bu yazıya da ekleyeceğim ki uyanın! Uyanın ey insanlar. Rabbinizin gördüğünüzle duyduğunuzla hissettiğinizle değer bulasınız diye verdiği gözü kulağı kalbi; sizi avutacak ve zamanınızı öldürmekten başka hiçbir işe yaramayacak gündemler ile söndürmeyin, öldürmeyin! Önce kendi ölümünüz için bir şey yapın. Rabbinizin huzuruna çıktığınızda nasıl karşılık bulmak istediğinize dair de biraz olsun düşünün inşallah.

Sinan Yazıcı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNSAN İÇİN TEK GERÇEKLİK!

Kim galip gelecek?

KANAL İSTANBUL