Bu Benim Cennetim


Doktor o gün yine aynı saatte kalkmış ve hastaneye gitmek için hazırlanmıştı. Eşiyle kahvaltı yaptıktan sonra evden çıktı. Arabasına bindi ancak çalıştırmayı başaramadı. İşe geç kalmak istemiyordu.

Halledebileceğini düşünerek arabanın sağına soluna baktı. Her şey normal görünüyordu. Hem daha dün gece eve geldiğinde her hangi bir sorun da yoktu. İkinci kez çalıştırmayı denedi. Yine başarısız olmuştu. Tekrar indi motor kısmına göz attı. Akü kablolarına dokundu. Çok fazla bir bilgisi yoktu bu konuda ancak bir an önce halledip işine gitmek istiyordu. Zira günün ilk saatlerinde çok fazla hastası oluyordu. Bilmeksizin sağı solu kurcalarken bir yandan da söylenmeye başlamıştı. Öfkesi artıyor ve anlam veremediğinden ötürü de bu öfke diline yansıyordu. ‘’Şu aksiliğe bak olacak iş mi bu şimdi’’ gibi sözlerle yakınıyordu. 10 15 dakika kadar sonra artık öfkesi iyice artmış sağa sola ayak vurmaya başlamıştı. Sonunda taksiyle işe gitmeye karar vermişti.

Telefon açıp taksi çağırttı. Telefondaki adamı neredeyse fırçalar gibi konuşuyordu. Yaklaşık 10 dakika sonra taksi evinin kapısına gelmişti. Araca bindi ve gideceği hastaneyi söyledi.

Taksici ‘’geçmiş olsun’’ dedi doktora. Dalmıştı.. taksicinin söylediğini duymuştu ama geç kalmış bir halde cevap verebilmişti.
‘’Aah! sağ olun. İnsan yapısı işte her an anlamadığın bir şeyler gelişebiliyor’’ dedi.
Taksici ‘’haklısınız ama biraz bizim dikkatsizliğimizin de etkisi var öyle değil mi?’’ Diye sordu doktora.
Doktor ‘’dikkatsizlikle ne ilgisi olabilir ki? ‘’ diye sordu taksiciye..
Taksici ‘’ soğuk havalarda sıkı giyinmeyiz hasta olana kadar düzgün beslenmeyiz’’ deyince doktor taksicinin arabasıyla ilgili değil de, hastaneye gittiği için hasta olduğunu zannederek geçmiş olsun dediğini anlamıştı.
‘’Beni hastamı zannettiniz’’ dedi gülerek.
‘’Evet’’ dedi taksici. ‘’Hastaneye gitmek isteyince …Yoksa hasta değil misiniz?’’ dedi
Doktor ‘’kusura bakma sabah arabam çalışmadı o yüzden taksi çağırttım bu durumdan dolayı geçmiş olsun dediniz sandım. Hasta değilim doktorum hastaneye bu yüzden gidiyorum’’ dedi.
Taksici de ‘’siz kusura bakmayın, bende arabanızdan değil de kendinizden bahsediyorsunuz sandım ayrıca arabanız içinde geçmiş olsun’’. Dedi.. gülerek. Bu kısa sohbetin ardından doktorun sinirleri biraz yatışmıştı.

Hastaneye vardığın da mesaisine 20 dakika kadar gecikmişti. Hızla odasına çıktı ve 10 dakika içinde hasta kabulüne hazır hale geldi. Yanında ki asistana ‘’haydi başlayalım’’ dedi. Böylelikle mesai saati başlamış bulunuyordu. Hastalar bir bir içeriye girmeye ve rahatsızlıklarını anlatmaya devam ediyordu. Doktor her biri ile ilgileniyor kimisine ilaç yazıyor kimisini tahlile gönderiyordu. İşine epey odaklanmıştı. Ara vermeksizin hasta kabul etmeye devam ediyordu. 

‘’Sıradaki hasta gelsin’’ diye seslendi asistanına.
Biraz sonra içeriye 60 li yaşlarda bir amca girdi. ‘’Hoş geldin bey amca buyur otur’’ dedi doktor.
‘’Hoş bulduk doktor bey’’.  - ‘’Nasılsın bey amca’’. - ‘’İyiyim şükür  nefes alıp vermekteyiz işte’’.
‘’Nedir şikayetin?’’ dedi doktor. Yaşlı adam ‘’nefes darlığı’’ diyerek başladı söze ve rahatsızlıklarını sıraladı doktora.
Doktor kendisinden bir takım tahliller ve röntgen istedi. ''Bunları hallet öğleden sonra görüşelim'' dedi. Yaşlı adam kendisinden istenenleri yanında kendisiyle gelen komşusunun da yardımıyla halletti.
Öğleden sonra tekrar doktorun yanına gitti. Doktor yaşlı adamın bilgilerini iyice inceleyip gözden geçirdi.
Yüz ifadesi donuklaşmıştı. ‘’Bu şikayetleri ne zamandır yaşıyorsun amca’’ diye sordu doktor.
‘’Epey zaman oldu doktor evladım Memlekette daha önce de hastaneye gitmiştim.’’ Diyerek yaşadıklarından bahsetti kullandığı ilaçları gösterdi. Doktor kendisi için meslektaşının gerekli olan ilaçları verdiğini görünce ne yapacağı konusunda bir an için duraksadı. Uzun uzun amcanın durumunu gözden geçirip düşündü. Durumu çok ciddi idi yaşlı amcanın. Bir tedavi süreci başlatmak hastasını belki de yararsız yormak olacaktı.

Kendini toparladı ve ‘’amca sen bu ilaçları buraya yazdığım şekilde kullanmaya devam et. Birde bana bir yakınını gönder de ona güzelce tarif edeyim’’ dedi. Yaşlı adam komşusunun kendisiyle geldiğini söyledi. Tek başına yaşıyordu. Doktor komşusu ile mesaiden sonra uzun uzadıya görüştü. Görünüşe göre yaşlı amca için durum epey zordu. Kendisine bakacak biri yoktu. Ağrıları şiddetlenmiş birinin yardımı olmaksızın işlerine güç yetirmesi epey zorlaşmıştı. Akciğerleri bitme noktasına çoktan gelmişti bile.

Komşusu doktora amcanın rahatsızlığının farkında olduğunu söyledi. Doktor bunu duyunca biraz rahatlamıştı. Zira bunu açıklamak konusunda endişeleri vardı. Nasıl söylenebilirdi ki böyle bir şey bir hastaya. Bu rahatlık ile doktor dışarıda bekleyen amcanın yanına çıktı. Onunla birlikte oturdu. Koridor arada sırada gelip geçen çalışanlar dışında boştu.
‘’Amca’’ dedi..
‘’Benim için bunları söylemek inan ki çok zor ancak bilmen gereken bazı şeyler var.’’
Amca onu dinliyordu. Doktor sözlerine devam etti.
‘’Amca akciğerlerindeki rahatsızlık çok ilerlemiş. Bu durumda çektiğin ağrı sızıyı az çok tahmin edebiliyorum. Ancak şunu söylemeliyim ki şuan çektiğin her ne varsa giderek artacak. Senin için çok zor günler kapıda. İstersen hastaneye yatışını yapalım. Sana burada bakarız.’’ Dedi.
Amca zaten rahatsızlığın farkında olarak gülümsedi.
‘’Müsadenle ben evime gideyim oğlum’’ dedi. Doktor ‘’amca bu halde eve gitmen çok doğru değil. Her geçen an senin için daha da zor olacak. Bizim yardımımızla belki biraz daha kolaylaşır yaşadıkların’’ dedi. ‘’Doğruyu söylemek gerekirse Evine gidersen her gün biraz daha cehenneme dönecek hayatın’’ diyerek sözlerini bitirdi. Maksadı amcayı hastaneye yatış konusunda ikna etmekti.
Amca yine güler yüzle doktorun gözlerinin içine baktı
‘’Dediğin gibidir evladım. İnsanın başına gelen bazen cenneti olur bazen cehennemi. Önemli olan bizim hangisini seçeceğimizdir’’ Dedi. ‘’Ben artık gideyim müsaadenle’’ dedi.
Doktor ‘’peki amca seni kesinlikle ziyarete geleceğim adresin burada var merak etme’’ dedi.

Yaşlı adam Ayağa kalktı ve ilgisi için doktora teşekkür etti ve oradan ayrıldı. Doktor zorlu bir günün ardından eşyalarını toparlayıp evine döndü. Kapısından girerken gözü arabasına takıldı kendi kendine ‘’bu da bu gün benim cehennemim oldu’’ dedi. Eve varmış günün yorgunluğunu atmaya çalışıyordu. Kendi kendine düşünmekteydi. Amcanın son sözü üzerine yoğunlaşmış ve bir sorunun cevabını aramaktaydı.

‘’İnsan neden cehennemi seçsin ki? Kim böylesi bir hastalığı ister? Kim böylesi bir seçim yapar? Hem insan seçebilir mi ki başına gelecekleri? Bu hastalığı amca mı seçmişti ki?’’
Bu soruları biraz sesli düşünmüştü. Eşi kendisine ‘’bu sorularda neyin nesi diye sordu’’.. Doktor hiç düşünmeden başından geçenleri anlattı. Yaşlı hastasından durumundan.. Sonunda kendisiyle konuşurken aralarında geçen diyalogtan bahsetti. ‘’Amcaya bu hastalık hayatını cehenneme çevirir dedim oda bana bazen yaşadıklarımız cennetin olur bazen cehennemin dedi.’’
Eşi Onu pür dikkat dinlemekteydi. Doktor devam ederek;
‘’Hastalığının cehennem gibi oluşunu kabul etmesine rağmen sonra şunu ekledi. Önemli olan bizim hangisini seçeceğimizdir. Bu biraz anlamsız değil mi? Yani hastalığını kendisi mi seçti? İnsan böyle bir şeyi seçer mi?’’
Şimdi eşiyle birlikte sessizliğe dalmış düşünmekteydiler. Eşi sonunda sessizliği bozup ‘’Neden kendisine sormuyorsun?’’ dedi kocasına. Oda aynı şeyi düşünürcesine ‘’haklısın sanırım en iyisi bunu ona sormak’’ dedi. ‘’Hem zaten gitmesi hiç içime sinmemişti. Ziyaretine gideceğime de söz verdim kendisine. Bu bahane ile bahsettiği şeyi de sorabilirim.’’ Hafta sonu ziyarete gitmeye karar vermişti.

Doktor geçirdiği haftayı tamamlamış ancak bu arada yaşlı amcayı ziyarete gitmeyi unutmuştu.
Hatta aradan uzun bir zaman geçmişti. Doktor hayatına devam etmiş aklındaki soruyu da anlam verememekle birlikte gerisinde bırakmıştı. Bir akşam evinde oturmuş kitap okumaktaydı. Televizyon açıktı. O esnada çıkan yangın sonucu bir fabrikanın yandığı haberi verilmekteydi. Yangın esnasında orada olanlardan biri yangını anlatırken ‘’cehennem gibiydi’’ ifadesini kullandı. Doktor bir an da habere odaklandı. Bu tarifi hatırlamıştı. Çok hızlı bir şekilde düşünceleri yoğunlaşmış yaşlı amcayı, hastalığını, aralarında geçen diyalogları, kendisine sormak istediği soruları ve ziyarete gitmeyi unuttuğunu hatırlamıştı..

Hızlıca ayağa kalktı. Eşine hazırlanmasını söyledi. Eşi ne olup bittiğini anlamamıştı ‘’hayırdır ne oldu’’ diye sordu.. Doktor hazırlanırken ‘’yolda anlatırım’’ diye seslendi.
İkisi birlikte evden çıktılar. Doktor; daha önce hastane kayıtlarından aldığı adrese doğru sürdü arabasını. Yolda eşine ziyaret edeceği hastasını hatırlattı. Ve o gün söylediklerini. O zaman cevap veremediği soruyu tekrar sormaya ve yine cevap verememeye başlamıştı. Nihayet yaşlı amcanın evine varmışlardı.

Kapıyı çaldılar birkaç kez tekrarladılar ancak açan olmadı. Yan taraftaki evin kapısını çaldılar. Kapıyı açan genç delikanlıya ‘’yan taraftaki amcayı ziyarete gelmiştik. Ancak kapıyı açmadı’’ deyince Delikanlı ‘’biraz bekleyin babamı çağırayım’’ dedi. Biraz sonra gencin babası kapıya geldi.
‘’Doktor bey hoş geldiniz ‘’dedi. Doktoru tanımıştı. Daha önce yaşlı adamı hastaneye götüren komşusu idi. Doktor onu hatırlayamayınca kendisini tanıttı. Misafirlerini içeriye buyur etti.
Birlikte oturdular. Doktor ‘’ Mehmet amcayı ziyarete gelmiştik’’ dedi.

Komşusu ‘’maalesef doktor bey Mehmet amcayı kaybettik’’ deyince ortam bir anda sessizleşmişti. O an için hiç kimse konuşmaya devam edemedi. Ancak bu haber en çok Doktoru etkilemişti. Adeta şaşkına dönmüştü. İçinde hissettiği mahcubiyet, pişmanlık, geç kalmışlık hissi ve hüzün.. Bir anda bütün bu duyguların baskısıyla ezildiğini hissetti.
Gözleri dolu dolu olmuştu. Zira bu artık telafisi olmayan bir durumdu. Haykırmak kendini kınamak istiyordu. Ancak sakinliğini korudu.
Adam ‘’doktor bey size bir özür borçluyum aslında. Mehmet amca ölmeden evvel bana bir mektup bırakmıştı. Size vermem için. Ama gelin görün ki hayat meşgalesi bana bunu unutturdu. İyi ki geldiniz. Emaneti size vereyim’’ dedi.

Doktor bir şok daha yaşamıştı. Ancak bu kez garip bir sevinçte duymaktaydı. Zira telafisi olmayan bu durum da yaşlı Mehmet amca ile bir bağ kurabilecekti. Biraz sonra ev sahibi mektubu alıp geldi ve doktora uzattı. Doktor ve eşi az daha kalıp Mehmet amcanın son günlerinde neler yaptığını bizzat komşularından dinlediler. Duydukları şeyler alışageldikleri türden değildi. Bütün bu düşünce karmaşasıyla beraber eve dönmüşlerdi.

Eşi ‘’istersen çay içerken konuşabiliriz’’ dedi. Doktor ‘’olur’’ dedi. Yarım saat kadar sonra çay hazır sohbet için ikisi de bir araya gelmişlerdi. Artık mektubu açma vakti gelmişti. Doktor zarfı yırttı. İçinden mektubu çıkarıp açtı. Ve eşinin de duyması için yükse sesle okumaya başladı.

‘’ Selam ile doktor bey oğlum. Ben Mehmet amcan. Hatırlarsan hastalığımla ilgili sana gelmiştim. Beni ziyarete geleceğini söylemiştin…

Doktor bir anda okumasını kesti. Yutkunma ihtiyacı hissetmişti. Gözleri yine dolu dolu olmuştu. Geç kalmışlık hissini bir kez daha yaşıyordu içinde. Derin bir nefes aldı ve okumaya devam etti.

‘’Beni ziyarete geleceğini söylemiştin. Epey bekledim ama anladım ki işlerin çok yoğun. Şunu bilesin ki sana ufacık bir kırgınlığım yok oğlum. Sen bir doktorsun bir sürü hastan var. Kafan bir çok şeyle doludur. Sakın ola bunu dert etmeyesin. Ben senin meşguliyetlerini ve beni ziyarete gelemeyeceğini hesap ederek bu mektubu kaleme aldım. Bunu o ziyaret yerine say.
Hatırlarsan seninle koridorda konuşmaktaydık. Sen hastalığımın zorluklarından getireceği sıkıntılardan bahsetmiştin. Tabi ki bir doktor olarak hastayı uyarmak senin görevin. Ancak evladım o gün bana hastalığımın hayatımı cehenneme çevireceğinden bahsetmiştin. Bilmem hatırlar mısın ama sana ‘bazı yaşananlar cehennem bazı yaşananlar cennet önemli olan bizim hangisini seçeceğimizdir' demiştim.''

Doktor Mehmet amcanın kendisinin de merak ettiklerine dair yazmış olmasına bir yandan seviniyor bir yanda da okumaya devam ediyordu merak içinde. Çayından bir yudum aldı ve tekrar mektuba yoğunlaştı.

‘’O gün bana hastalığımla ilgili söylediklerinden daha çok beni bu sözün üzmüştü. Bir insanın hayata dair ve yaşadıklarına dair böyle bir yorumlama yapması gerçekten benim adıma üzücü bir durum. Bak evladım ölümcül bir hastalık insanın hayatını zorlaştırabilir.. Bir felaket yine buna sebep olabilir. Belki bir deprem belki bir kaza. İnsan hayatı boyunca çok şey yaşar çok şey kaybeder. Ne zorluklar var bunu en iyi sen bilmektesin. Her gün onlarca hastaya bakmaktasın. Şunu bilesin ki oğlum bunlar hayatı cennet yada cehennem kılmaz. Yani iş senin dediğin gibi asla olmadı olmayacakta. Ancak şu var ki insanın yaşadıkları ya cennetidir ya cehennemi. Benim bu sözdeki maksadım şuydu. Sana bunu izah etmek istedim. Karşına çıkan zorlukların küçüğü büyüğü hiç fark etmez her biri tek bir şey için var oda imtihan. Senin Rabbin tarafından denenmendir yaşadıkların. Bu noktada Allah yarattığı her imtihan ile bizlere bakmakta. İnsan başına gelen bir fenalığa karşı Rabbini anar sabreder tevekkül ile o durumu yaşarsa yaşadığı ona cenneti hak ettiren bir durum oluverir. Sen Eyüp peygamberi bilir misin? Eğer onu bilmiyorsan kesinlikle bilmelisin. Sen bana bir çok ilaç tavsiye ettin ben her birini kullandım. Şimdi bende sana bir ilaç tavsiye ediyorum ki sende onu kullan.
Yaşadıklarını dünya hayatındaki işleyişe göre değerlendirme. Böyle yaparsan kötü olarak adlandırdıkların isyanınla, siteminle, öfkenle, kötü tüm duygularınla cehennemin oluverir. Yani yaşadığının ismi değil bu yaşadığınla varacağın yer. Ancak yaşadıklarını ahiret hayatına göre değerlendirirsen o zaman sabrı ,güzel ahlakı, tevekkül etmeyi yaşam biçimi edinirsin. Böyle olduğunda en şiddetlisini de yaşasan imtihanın.. O senin cennetin olur. Yani seni cennete vardıracak olan olur. İşte evladım senin bana söylediğine karşılık benim sana söylemek istediğim budur.

Benim hastalığıma gelince işte buda benim cennetim. Sabrımla tevekkülümle rabbimi anışımla… Sana selam ederim. Mehmet amcan.’’

Doktor ve eşi çok duygulanmıştı. Doktor eşine dönerek ‘’o gün arabanın çalışmamasına çok kızmış ve buda benim cehennemim oldu demiştim. O gün gerçek hasta ben doktor ise Mehmet amca imiş’’ dedi..

‘’Bundan sonra ne yaşarsak yaşayalım Mehmet amcanın ilacı bize yetecektir. Evet insan yaşadığını seçemiyor ancak yaşadığıyla varacağı neticeyi seçebiliyor.’’

Hayat bizim hükmedemediğimiz dinamiklerle yaşanır. Hükmedeni Allah’tır. Bize düşen ise güzel vasıflarda kararlı davranmaktır.

Sinan Yazıcı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNSAN İÇİN TEK GERÇEKLİK!

Kim galip gelecek?

KANAL İSTANBUL