EYVAH! ESNAFIN AMELİ İÇLER ACISI!
Buyurun arkadaşlar birlikte bir okuma yapalım. Malum şuan
ülke siyaseti epey karışmış durumda. Yani
ülkede iki tarafın yıllarca süren
mücadelesi pandemi ile birlikte yeni bir boyut kazandı. Nedeni ise çok açık.
Taraftarlar kendi taraflarına da kızmaya başladılar da ondan. Yeni boyutumuz
bu.
Bakıp seyrediyoruz. Tabi ki işin dışında olan biri olarak
değil. Bizzat aynı koşullar içerisinde imtihan olan biri olarak. Lafı çok uzatmadan
neye dair karalayacağımı sizlerle paylaşayım. Muhtemeldir ki sizin de gözünüze
ilişmiştir. Pazarcı esnafın kasalar dolusu ürünleri çöplere tarlalara döktüğü
görüntüler.
Elbette konunun iki tarafı var. Birinci taraf bu eylemi
gerçekleştiren esnaf arkadaşlar… Diğer taraf ise bu eylem üzerinden bin bir
türlü edebiyat yapan şahıslar. İlk önce ilk tarafı değerlendirecek olursak
aslında bu işe özet bir cümle ile giriş yapmak anmamız gereken zikri
kolaylaştıracaktır düşüncesindeyim.
Bu nasıl bir ameldir dostlar ?!
‘’Sen onların yerinde olsaydın’’ kısmını hakikaten bir
kenara koyalım. Bakın bu olaya bu gözle bakmak hakikati örtmek adına
yapacağımız bir zulümdür. Adil bir ölçüyle bakalım inşallah. Bu esnaf
arkadaşları görünce ilk hissettiğim pazarı dolaşırken fiyatı yüksek olduğu için
alamadığım sebzeler oldu. Burada yapmak istediğim Pazar fiyatlarını eleştirmek
değil. Zira bilmiyorum nedir maaliyeti ve esnafı kurtaran fiyatı. Ancak her
yerde olduğu gibi bu işin içinde de kapitalizme ait değerlerin olduğunu
biliyorum. Yani herkesin bir hesabı vardır. Herkes bu hesaba göre alır yada
almaz. Benim de haliyle bir hesabım var.
Dağıtmadan devam edecek olursam alamadığım ürünlerin
hunharca dökülüp ziyan edilmesi içimi burktu diyebilirim. Yani Allah’a çok
şükür aldıklarımla olduğu kadar alamadıklarımla da mutluyum. Zira alamadığımda
da hikmeti ararım. Mesela bununla ilgili Hz Ömerin bir sözünü analım. Diyor ki
kendisi; ‘’harama girmek endişesinden helallerin 10 da 9 unu terk ederdik.’’ Zamanımıza ve koşullarımıza bakarsak Pehhhhh…
Ama benim için müthiş bir zikr hamd olsun.
Hal böyle iken dostlar! Nedir bu ziyan ve israf? Bu
insanların Anadolu insanı olduğunu bildiğim için şu kısmına değinmek benim için
elzem. Bu nasıl bir inanç? Çeken bilir kısmını gerçekten atın aklınızdan. Kuran
kaynaklı bir okuma yapalım.
Allah Sebe suresi 39. Ayetinde der ki; ‘’Deki: 'Muhakkak benim Rabbim, kullarından
rızkı dilediğine genişletip-yayar ve ona kısar da. Her neyi infak ederseniz, O
(Allah), yerine bir başkasını verir; O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.'’’
Kendisini bu ayete muhatap gören bir inancın varacağı netice
değildir bu dostlar. Şu ürünleri döküp saçma neticesinden bahsediyorum elbette.
Arkadaş vermek bu kadar zor mu geliyor insanlara? Bu netice
içinde gördüğüm tek şeyi söyleyeyim. Allah’tan yana zerrece umudu olmayanların
halleri. Bu gerçek anlamda inanç meselesidir. İnanırsan inanmışsındır ve gerisi
kolay olur senin için. Ama inanmaksızın inandım dediysen de her ne adım atsan
dışa vurur inkarın. Çöpe gideceğine hayra gitsin mantığının kısmen mahcup edici
yanları olduğunun farkındayım. Ancak iyilik ve güzelliğe bir yerden başlamanın
da insan için gerçek kazanç olduğunu da hiçe saymamak gerek. Bu; dağın görünen
kısmı. Size daha ciddi bir problemden de bahsedeyim.
Bu gün ürünü döküpte, vermeyi akıl edemeyen arkadaşların
durumu bana bahçe sahiplerini hatırlattı nedense. Evet inanıyoruz dediğiniz
kuran içinde anlatılan şu meşhur kıssa. Fakire yoksula isteyenlere vermemek
için evinden sinsi planlar yaparak çıkan adamların bahçesinin nasılda talan
olduğunu hatırladınız mı? Boşa gitti değil mi tüm emekler? Ne ürün kaldı ne
kazanç değil mi? Anmadığında Rabbini; o bahçede yoksul olan için yarattığını
kendi payına katmaya kalkarsın. Sonuç mu? Allah vermeyince o payı asla
alamazsın! Bunu kim mi söylüyor.
Allah.
Ve şöyle diyor Zariyat suresi 19. Ayette; ‘’ Onların
mallarında dilenip-isteyen yoksul olan için de bir hak vardı.’’ Elbette burada
müminlerin bu konuda ki hassasiyetlerinin altı çizilmekte. Ancak Sebe suresini
okursanız anlarsınız ki o bahçede Allah bahçe sahibinin hakkının yanında
yoksulun hakkını da yaratmıştır. İşte buna engel olmaya çalışana da bu musibeti
yaşatmıştır.
Bu esnaf arkadaşların bahçe sahipleri olup olmadığını
elbette bilmem. Ancak nasıl hak edişle yaşadılar ise bu gerçeği göremez halde
yaptılar amellerini. Zaten vermeyecek olanın vermeyi aklına getirememesidir
benim açımdan yaşanan olay.
Yarın pazarlar yeniden kurulur. Unutur gidersiniz çektiğiniz
sıkıntıyı. Ancak ortaya koyduğunu eylem kimden ne beklediğinizin aşikar bir
delili. Daha önce de dediğim gibi Devleti Allah zannedersen bu sonuçları daha
çok yaşarsın.
Bunlara dair söylenebilecek çok şey; bahsi yapılacak çok
ayet var. Ancak burada kesip farklı bir şeye dair de bir iki cümle yazalım.
Bu işin diğer tarafı ise şu okumayı yapamayacak kadar Allah’tan,
O’nun zikrinden uzak olan edebiyat timsali arkadaşlar. Esnafın durumuna bakın
diyorlar. Esnafın kötü ticareti belki yarın düzelir. Ancak esnafın Rabbi
huzuruna varacak olduğu kötü vasıfları bu gidişle asla düzülmez. Bana
sorarsanız esnafın durumuna bu açıdan bakın. Zira kendini düzeltmeden ölmüş bir
insanın kaybedecek olduğu şey ile dünyada ki kayıp birbiri ile kıyaslanamaz
bile.
Nefes alıyor olmaları büyük bir lütuf belki düşünür
yaptıklarından dolayı af dilerler. Bunun sonucunda umulur ki Allah onları
bağışlar doğru yola iletir. Kim bilir belki hem burada hem ahirette kazanmış
olurlar. Ancak burada kaybetseler bile Ahirette kazanmak inanan biri için
gerçekten paha biçilemez.
Sizlerde olup bitene yaptığınız bu şahitlik ile
sınanmaktasınız. Bazılarınıza bu söylem komikte gelse olan biten bu arkadaşlar.
Tavsiyeleriniz ve şahit olduklarınız ile ortaya koyduğunuz yorumlar da anı
şekilde sizi ele vermekte.
İşte bu yüzden ey nefes alanlar. Görüp duyduklarınızda;
birilerine laf etmek için fırsat bulduğunuzu zannetmeyi bırakın. Ölüm gelip
çatmadan evvel buyurun kendiniz için Rabbinizin katında değerli sayılacağınız
işler yapın. İnşallah.
SİNAN YAZICI
ülkede iki tarafın yıllarca süren mücadelesi pandemi ile birlikte yeni bir boyut kazandı. Nedeni ise çok açık. Taraftarlar kendi taraflarına da kızmaya başladılar da ondan. Yeni boyutumuz bu.
Elbette konunun iki tarafı var. Birinci taraf bu eylemi gerçekleştiren esnaf arkadaşlar… Diğer taraf ise bu eylem üzerinden bin bir türlü edebiyat yapan şahıslar. İlk önce ilk tarafı değerlendirecek olursak aslında bu işe özet bir cümle ile giriş yapmak anmamız gereken zikri kolaylaştıracaktır düşüncesindeyim.
Sizlerde olup bitene yaptığınız bu şahitlik ile sınanmaktasınız. Bazılarınıza bu söylem komikte gelse olan biten bu arkadaşlar. Tavsiyeleriniz ve şahit olduklarınız ile ortaya koyduğunuz yorumlar da anı şekilde sizi ele vermekte.

Yorumlar
Yorum Gönder