İDDİA EDİYORLAR, EDERSİNİZ, EDERLER, EDERİZ
Eğer nefes alıyorsanız bu hayatta diye bilir misiniz ki ben hiç öğüt almadım? Bana hiç kimse tavsiyede
bulunmadı. Beni hiç kimse bir şeye çağırmadı. Ve diye bilir misiniz ki ben bunlara uymadım? Dinlemedim. Yani işçi iseniz patronunuzu, evlatsanız babanızı, eş yada koca veya hacı hoca vs sayın etrafınızda kim varsa yani muhataplarınız. Ve deyin ki ben itaatkar değilim öyle mi? Ve biraz düşünün, yaşadığınız hayatta itaatiniz kime. Çünkü itaatsiz yer yüzünde bir kimse bulamazsınız.
Hoşunuza giden şeyler, tercihleriniz, seçimleriniz ve dahi insanlara davranışınız. Kim olursa uzak yakın fark etmez. İtaat ettiğinizin aynası olacaktır. Yaşamda kendinize ve çevrenize. Duyuyorsunuz duymuyor olamazsınız, görüyorsunuz görmüyor olamazsınız. Gördüklerinize ve duyduklarınıza olan haliniz kimden neden, niçin, nasıl ögüt? Nasıl tavsiye aldığınızın tepkisi, kabulü, retti veya umursamazlığı olacaktır. Başka bir hal gördünüz mü hayatta? Sizinle aynı düşünmeyen insanlar yok mu mesela çevrenizde? kavim mesela, komşu mesela yada izimler degil mi? Yani kominizim feminizm humanizim kapitalizim biter mi? Yok mu yani ayrı düşündükleriniz?
Vel hasılı etrafınızda sizden itaat bekleyenler vardır. Değerlidirde
lakin kime neden nasıl? Sonucunu önceden kestirdiğiniz ve sonucuna razı
olacağınız bir kabul yani akıbet derdiniz, derdimiz.
Başlığa gelecek olursak,yaşamınızla bir şeyleri iddia ediyorsunuz. Sözlerinizle, eyleminizle deniliyor ki biz biriz, biz kalabalığız, biz güçlüyüz, biz işçi sınıfıyız, biz patron sınıfıyız, biz bilim sahipleriyiz. Biz Hristiyan biz Müslüman Yahudi aynı yerde yaşayan insanlar olarak ne kadar çok 'biz'leriniz var. Ve kalanını siz sayın. Biter mi iddia sahipleri, peki siz kimsiniz kimlerdensiniz verin cevabınızı sorun kendinize bir misiniz? Alacağınız cevap şüphesiz akıbetinize dair olacaktır. Neden bu kadar çok biz var?
Devletler, devletler içinde siyahı beyazı, kürdü, türkü, gurup gurup dincileri. Ferisisi sadukisi, şafisi hanifisi ortodoksu katoliği. Şintoisti budisti, ameriklısı, yunanı, rusu, çağrılıyorsunuz degil mi bir şeylere ve sonuç ortada çünkü bunlar var etrafınızda. Haber seyrediyorsunuz, duyuyorsunuz, biz şöyle ulusuz böyle biriz iyilikten başka bir şey istemeyiz. Peki neden bu kavgalar? Bir virüs belli eder degil mi birliği, beraberliği? Gence başka yaşlıya başka fakire başka zengine başka. İddialar var ortada biziz diye.
Ya geçenlerde bir haber seyrettim ülkenin birinde bir adam ölmüş. Şehri bilerek yazmadım. Adamın ölümünden tam dokuz yıl sonra haberleri olmuş. Devleti, akrabası, evladı, komşusu, biziz dedikleri. İlginç degil mi? Oda biziz diyenlerden biri degil miydi sizce? Nerede bizler, siz olduklarından bile uzak olacak kadar bizler. iddialılar nerede? Ha diyeceksiniz ki bu haberlerden bir haber yani yok başka. Dünyanın en kalabalık ülkesinde yalnızlıktan intihar eden yok. Yada birbirini vuran yada miras kavgası edenleri yok. Biriz diyenlerde haber bunlar sadece öyle mi? Ve evet haber bu toplumun bu dünyanın haberi, isterseniz bir daha sorun kimim kimlerdenim? Okuyun haberlerinizi görün duyun görmüyor duymuyor olamazsınız. Okuyun Allah'ın adıyla okuyun ve anlam verin zira vermektesiniz. Duyun Allah'ın adıyla duyun zira duymaktasınız. Görün Allah'ın adıyla görün zira görmektesiniz.
Kuranda Allah sizlere gözler gönüller işitebileceğiniz
kulak verdim der. Akletmez misiniz der. Bırakın bu iddiaları söylemleri. Kendi kavminde kendi toplumunda
kendi evinde bile yalnızlaşanlardan olmayın. Gerçek bir birliktelik mi? Evet Allah müminlerden
bahsederken onlar kardeştirler der. Dikkat edin kardeş olun değil. Bu bir vasıf
bir haldir. Onlar bir binanın tuğlaları gibidir der. Onlar zaman ve mekan
olmaksızın İbrahim'e yakın olanlardır. Musa'ya İsa'ya ve bütün peygamberlere. Yaşamış ve yaşayan müminlere. Gerçek
birliktelik yani biz olmak onunla cennette komşu olmayı arzu eden ve Allah'ın
rızasına uyanların halidir. Bunun dışında kalanlar için Allah derki ''siz onları
birlik sanırsınız oysa onların kalpleri paramparçadır'' Yani bu dünyada aynı dönemin insanları olarak
yaşamamız aynı topraklarda yaşamamız bizi biz kılmaz.
Gelin Rabbinizin çağrısına icabet edin
AL-İ İMRAN SURESİ
14- Kadınlara,
oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara,
hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara 'süslü ve çekici'
kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah
katındadır.
15- De ki: 'Size bundan daha hayırlısını bildireyim mi?
Korkup sakınanlar için Rablerinin katında, içinde temelli kalacakları, altından
ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allahın rızası vardır. Allah,
kulları hakkıyla görendir.'
16- Onlar: 'Rabbimiz muhakkak biz iman ettik, artık bizim
günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru' diyenler;
17- Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' bağışlanma dileyenlerdir.
18- Allah, gerçekten kendisinden başka ilah olmadığına
şahitlik etti; melekler ve ilim sahipleri de O'ndan başka ilah olmadığına
adaletle şahitlik ettiler. Aziz ve Hakim olan O'ndan başka ilah yoktur.
19- Hiç şüphesiz din, Allah katında Teslimiyettir. Kitap
verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki 'kıskançlık ve
hakka başkaldırma' yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allahın ayetlerini inkar
ederse, gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir.
20- Eğer seninle çekişip-tartışırlarsa, de ki: 'Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allaha teslim ettim.' Ve kitap verilenlerle ümmilere de ki: 'Siz de teslim oldunuz mu?' Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık sana düşen yalnızca tebliğdir. Allah, kulları hakkıyla görendir.
HÜSEYİN TÜRK

Yorumlar
Yorum Gönder